> Lokavt

Lokavt

« Back to Glossary Index

 

Çalışma hayatının ve endüstriyel ilişkilerin en kritik kavramlarından biri olan lokavt, İngilizce “lock-out” (dışarıda tutma) kökünden türeyerek hukukumuza girmiş bir terimdir. En yalın haliyle işçilerin grev hakkına karşılık, işverenin sahip olduğu en güçlü yasal savunma ve pazarlık aracıdır. İşverenin, işçilerle yaşadığı toplu iş uyuşmazlıkları neticesinde, iş yerindeki faaliyetleri tamamen durdurarak işçileri toplu halde işten uzaklaştırması eylemini ifade eder. Türk hukukunda 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile Anayasal çerçevede düzenlenen lokavt, keyfi bir uygulama değil; şekli, sınırları ve sonuçları yasalarla çizilmiş resmi bir süreçtir.

Lokavt Nedir ve Hangi Şartlarda Oluşur?

Hukuki tanımıyla lokavt, işverenin kendi inisiyatifiyle veya bağlı bulunduğu işveren sendikasının kararıyla, işçileri topluca işten uzaklaştırarak iş yerindeki üretimi veya hizmeti durdurmasıdır. Bir eylemin hukuken lokavt sayılabilmesi için üç temel unsurun bir araya gelmesi gerekir. İlk olarak, işten uzaklaştırma eyleminin bireysel değil, toplu bir nitelik taşıması şarttır. İkinci olarak, iş yerindeki faaliyetlerin kısmen veya tamamen durdurulmuş olması gerekir. Son ve en belirleyici unsur ise bu kararın, işveren tarafından bir irade beyanı olarak alınmış olmasıdır.

Lokavt süreci, işverenin keyfiyetine bırakılmamıştır. Yasal bir lokavtın (Kanuni Lokavt) uygulanabilmesi için toplu iş uyuşmazlığı sırasında karar alınması, bu kararın alındığı tarihten itibaren altı iş günü içinde notere ve görevli makama bildirilmesi ve iş yerinde derhal ilan edilmesi zorunludur. Bu prosedürlere uyulmadan, siyasi amaçlarla, dayanışma amacıyla veya yasal dayanağı olmadan yapılan her türlü iş durdurma eylemi “Kanun Dışı Lokavt” olarak nitelendirilir ve işvereni ciddi hukuki yaptırımlarla karşı karşıya bırakır.

Lokavtın Yasak Olduğu Sektörler ve Alanlar

Devlet, toplumun temel ihtiyaçlarının kesintiye uğramaması ve kamu düzeninin bozulmaması adına bazı stratejik sektörlerde lokavt uygulamasını yasaklamıştır. 1982 Anayasası ve ilgili kanunlar çerçevesinde; insan hayatını doğrudan ilgilendiren hastaneler, eczaneler, aşı üretim merkezleri ve acil müdahale birimlerinde lokavt yapılamaz. Benzer şekilde, şehir hayatının sürdürülebilirliği için hayati önem taşıyan su, elektrik, doğalgaz, petrol üretimi ve dağıtımı ile itfaiye ve şehir içi toplu taşıma hizmetlerinde de iş durdurulması yasaktır.

Eğitim ve sosyal hizmetlerin aksamaması adına okullar, çocuk ıslah evleri ve huzurevleri de yasak kapsamındadır. Ayrıca milli savunma hizmeti veren kurumlar ile cenaze ve defin işlerinde de lokavt uygulanamaz. Ülke genelinde ilan edilen seferberlik veya savaş hallerinde de lokavt kararları otomatik olarak durdurulur veya ertelenir.

Sigortacılık Açısından Lokavtın Yeri

Lokavt kavramı, sigorta sektörü için önemli bir risk parametresidir. Standart sigorta poliçelerinde, özellikle konut, iş yeri ve kasko sigortalarında “Grev, Lokavt, Kargaşalık, Halk Hareketleri” (GLKHH) başlığı altında özel bir kloz olarak yer alır. Sigorta şirketleri, lokavt sırasında iş yerinde meydana gelebilecek zararları veya işçilerin eylemleri sonucu oluşan hasarları genellikle ana teminatın dışında tutar.

Özellikle ticari işletmeler için hayati önem taşıyan “Kâr Kaybı” veya “İş Durması” sigortalarında, lokavt nedeniyle faaliyetin durmasından kaynaklanan finansal kayıplar çoğu zaman istisna kapsamındadır. Bu nedenle işletmelerin, poliçelerini düzenlerken lokavt riskini de içeren ek teminatları (klozları) dikkatle incelemesi ve risk yönetimini buna göre yapması gerekir.

Lokavtın Endüstriyel İlişkilerdeki Önemi

Lokavt, işverenin toplu pazarlık masasında sendikalara karşı kullandığı yasal bir denge unsurudur. Süreç, tarafların anlaşmaya varmasıyla, işveren sendikasının kararıyla veya ilgili işçi sendikasının kapatılmasıyla sona erer. Ancak bu süreç, çift taraflı bir kılıç gibidir; yasal sınırlara uyulduğunda meşru bir hak arama yöntemiyken, usulsüz yapıldığında işveren için ağır tazminat yükümlülükleri doğurur.

Sonuç olarak lokavt; iş hukukundan sigortacılığa kadar geniş bir yelpazede sonuçları olan, üretimi durduran fakat çalışma barışının yeniden tesisi için kullanılan anayasal bir araçtır.

« Back to Glossary Index